Hikayesi
📍 Yer: İstanbul, Türkiye
👥 Katılanlar: Emin – Akın – Necati
🎮 Etkinlik Hikâyesi:
NinethyNine buluşmaları bazen bir planla başlar ama günün geri kalanı tamamen akışına bırakılır. Bu buluşma da tam olarak böyle başladı.
Emin, İstanbul’a kısa süreli bir işi için geldi. Hazır gelmişken vakit kaybetmek istemedi ve bir buluşma organize etti. Neco ve Akın da bu plana dahil oldu. Böylece üçlü, günün erken saatlerinde Kadıköy’de bir araya geldi.
Günün başlangıcı klasik ama sağlamdı: kahvaltı. Masada uzun uzun oturulmadı belki ama günün tonunu belirleyecek kadar yeterliydi. Ardından rotasız bir keşif başladı.
Kadıköy’ün ara sokakları, bu buluşmanın asıl sahnesi oldu. Belirli bir hedef olmadan, sokak sokak dolaşarak ilerlediler. Arada şakalar, küçük atışmalar ve fotoğraf molalarıyla yürüyüş daha da keyifli hale geldi. Boğa heykeli de bu turun kaçınılmaz duraklarından biri oldu.
Gezinin bir sonraki durağı ise daha farklı bir atmosfer sundu: Barış Manço Müzesi. Burada sadece bir evi gezmekle kalmadılar; Barış Manço’nun hayatına dair pek çok detayı yerinde görme fırsatı buldular. Odalar, eşyalar, hatta arabası… Her şey bir dönemin izlerini taşıyordu.
Ama günün en “NinethyNine” anlarından biri dışarıda yaşandı. Müzenin önündeki “Arkadaşım Eşek” heykeliyle verilen pozlar, özellikle Akın için unutulmaz bir anıya dönüştü. Ciddiyetten tamamen uzak, tamamen doğal bir an…
Müze sonrası rota tekrar sahile döndü. Kısa bir süre bisiklet kiralama fikri konuşuldu ama klasik şekilde “gerek yok” denilerek vazgeçildi. Bunun yerine sahil boyunca yürümek tercih edildi. Deniz kenarında, konuşarak ve acele etmeden ilerlediler.
Günün son kısmında bir kafeye oturuldu. Tempo iyice düştü, sohbet biraz daha derinleşti. Günün yorgunluğu yerini sakin bir kapanışa bıraktı.
Sonrasında yollar yavaş yavaş ayrıldı. Akın ve Neco Avrupa yakasına dönmek için mekândan ayrıldı. Metrobüs yolculuğu bile bu buluşmanın bir parçasıydı; sohbet orada da devam etti. Ardından herkes kendi yoluna geçti.
Bu buluşma da geride klasik bir NinethyNine günü bıraktı:
Net bir plan yok, büyük beklenti yok…
Ama bolca anı, bolca muhabbet ve kendiliğinden gelişen bir dostluk.